Pandora Kutusunda'ki Kelebek Özel

Öğeyi Oyla
(1 Oyla)
Hayat, bazen şans dolu olur.

Bazen, bir şans gelir.

Hayat sürprizlerle doludur. Bazen, O bize, bazen de, biz ona sürpriz yaparız. Şanslı ve sürprizli bir hayat düşünsenize, rüya mı gerçek mi ayırt edemiyor İnsan. Rüya gördüğümüzde bazen uyanmak istemiyoruz, bazen de uyanıp hiç uyuyakalmak istemiyoruz. Sürpriz, Rüya, Hayal, Şans... Hepsi bir ilüzyon gibi, ne varlığı belli, ne yokluğu belirsiz. Hayal etmek güzel de, gerçeği yaşamak başka bir zevk verir İnsan’a.

Makedonya Cumhuriyeti’nin Anayası’nın 73’cü (yetmiş üç) Maddesine göre, Parlamento’da milletvekillerin oy çokluğu ile ve vatandaşların 150.000 (yüz elli bin) imzası ile Anayasa değişikliği yapılabilir. Ama bu, bahsettiğimiz şanslara ve hayallere benzemez.

Makedonya Türkleri olarak, Makedonya Anayasası’nın değişikiğini, istesek de istemesek de referandum yapma, yada yapabilmek için, ne gücümüz, ne de sayımız var. Bu şartları dolduramadığımız için yine oyuna şans giriyor, yada tevafuk diyelim. İsmi her ne olursa olsun, hayat fırsatlarla doludur. Tabiki kullanmasını bilene! Bize bu fırsat ilk defa, Makedonya Sosyalist Cumhutiyet’i, Yugoslavya Sosyalist Federatif Devletleri’nden ayrılma kararı aldığında 17 Kasım, 1991 yılında, Makedonya Cumhuriyet’i kurulduğunda yeni Anayasa’nın yazılmasıyla bahşedildi. Malum o dönem biraz çetrefilliydi.

Genellikle siyasette olmak, devletin bürokrat yada üst kurumlarında bulunabilmek için YKP (Yugoslavya Komunist Partisi) karnesi olmazsa olmazlarındandı. İşte o zamanın Anayasası’nın yazılışının da kimler tarafında ve nasıl yazıldığını ve o Anayasa’daki bizlerin çıkarlarının nasıl korunup korunmadığı aşikardır. O dönemler dertlerimiz farklıydı. Bırakın partileri, acaba birlik olarak mı devam edelim, yoksa parti olarak mı kurulalım tartışmaları vardı. Dönemin Komünist hayranları birlikten yana, yeni Demokrasi hayranları ise partiden yanaydılar. Ağırlık yeni demokratlardan yana oldu ve birlik ismini çekerek, 27 Haziran 1992 yılında, Türk Demokratik Parti’si olarak adlandırıldı. Parti olmasına oldu ama Anayasa yazılmıştı ve yazılı olan Anayasa’ya göre her şey uygulanmaktaydı. Aynı yılda 1992, Anayasa’da iki düzeltme yapıldı, biri komşu ülkelere karşı toprak iddiasında bulunmamak diğeri ise komşu ülkelerin içişlerine karışmama idi. Yıllar ilerledikçe eksiklikler de göze çarpmaktaydı. 1996 yılına gelindiğinde ise Türk Demokratik Partisi’nde ilk defa, ağırlığını koyacak şekilde Makedonya Türkleri’ni ifade edecek bayrak tartışmaları vardı. O dönem bu konu tartışıldıktan sonra oylamaya koyulup, kabul edilmedi ve hepimizin bildiği gibi, o gün, bu gün, bizleri De Jure (yasal olarak) bağlamayan Türkiye Cumhuriyet’i bayrağını kullanmaktayız.

1998 yılına gelindiğinde ise Anayasa’da bir değişiklik daha yapılarak, mahkeme kararıyla gözaltı süresi 180 güne kadar çıkartılarak değişiklik yapıldı. Değişikliğin yapılmasından bir yıl sonra parti içindeki farklı bakışlar ve farklı vizyonların olmasından dolayı, 20 Ekim 1999 yılında, ikinci Türk partisi, Türk Hareket Parti’si (THP) kuruldu. Bundan sonrası ise 2001 yılını bekleyecekti. Gürleyen yıl 2001.

Makedonya Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana, Makedonya Anayasası’nda en çok değişiklik yapılan yılıydı 2001. İşte tam o yıl, bizim kaderimizi değiştirebilecek yıldı. İşte tam o yıl hayal, rüya ve şanslardan bahsettiğim yıldı. Bayrağımızın olmaması bizi o değişikliklerden de yoksun bıraktı. Bazılarınız diyecek ki bayrağımız var işte. Evet var. Var olan bayrak başka devletin bayrağı, o bayrakla bırakın savaşı, cendere bile çekmeniz için Türkiye Cumhuriyeti’nden izin almanız lazım. Ta o yıla kadar statümüz diğer azınlıklarınki gibiydi. O yıldan sonra yani OÇV (Ohri Çerçeve Anlaşması)’dan sonra artık Makedonya iki Milletli yola girmişti. Kazananı sorarsanız, belli ki Slav Makedonlar ve Arnavutlar. Bizler mi? Bizler kazanım yerine var olan statümüzü bile kaybettik. Çünkü ismimiz vardı ama kimliğimiz yoktu. Cebimizde başka kimlikle geziyorduk. Dedik ya, hayat sürprizlerle doludur.

O sürprizler bizleri ilerleyen yıllarda da şaşırtmaya devam etti. Bir ve iki yetmezmiş gibi karşımıza dimdik yeni doğan, ama eskilerden gelen başkanıyla beraber, 22 Mart, 2006 yılında üçüncü Türk partisi, Türk Milli Birlik Hareketi (TMBH) kuruldu. Halkı soracak olursanız, hiç sormayın. Halk dağılabildiğince dağıldı, oylarımız kayboldukça eridik. Eridikçe de bağdaş oturup yönetmek yerine Anadolu’dan yeni gelenlerin ağzına bakıp yönetilmeye razı olduk. Anadolu’dan gelenler ise kendi siyasetini yürütüyordu. Bitkin, yorgun ve yalnızlık dolu 90 yıldan sonra, bırakın yetimliğimizi hatırlamaları, onun yerine üzerimize sanki bizim yöneticilerimizmiş gibi davranış sergilemeye başladılar. Ne de olsa haklılardı, çünkü yanlızdık, yalnızlığımız yetmezmiş gibi, Bir’i üç parçaya böldük, bölerken de bölündük, bölündükçe gerçek düşmanları unutup, kendi kendimize saldırmaya başladık, saldırır iken de etrafımıza bakamaz olduk. Konuya şansla ve fırsatla başlamıştık.

Öyle ise bu haftalık yazımızı da şans ve fırsatla bitirelim. Yıl 2018, Makedonya Cumhuriyeti’nde yaşayan biz Türkler’e belki de birdaha gelmeyecek bir fırsat doğdu. Bir taraftan AB (Avrupa Birliği)’ne grime hedefimiz, bir taraftan komşumuz olan Yunanistan’la isim sorunu bu fırsatı bize yeniden yarattı. Gücümüz olmadığı kadar bu fırsat bize geldi çattı. Eğer ki, isim sorunu halledilirse, Anayasa denen sihirli kitap yeniden yazılacaktır. Sakın ola bu fırsat ayağımıza kadar gelmişken kullanmasını bilmeyip derin uykulara dalmayalım. Bu fırsatı kaçırır isek inanın ki bu sefer bizi ne (agırbaz) karabasan bazsa düzeltebilir, ne tarih, ne de gelecek nesiller affeder.

Uluslararası İlişkiler mezunu

Vakkass (Shtin) Ştin
Okunma 543 defa

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Facebook

Twitter