Подробнее на сайте: http://kupil-jilie.ruhttp://body-treatment.ru
http://buy-immobility.ruhttp://my-houseroom.ruhttp://joomspider.comhttp://choose-house.ru http://java-code.ru
http://health-treatment.ruGo to top of pagehttp://my-immobility.ruhttp://leadnews.ruhttp://grand-finance.ru
http://tryjoomla.net
http://dohodok.ruhttp://maintain-health.ru http://repair-dwelling.ru

Thursday, May 24, 2018

Haberler 5382

May 21 2018 0
Makedonya’nın, Sırbistan ile Yunanistan sınırlarını bağlayan Koridor-10 Otoyolu üzerindeki yedi ücret toplama istasyonuna ASELSAN Ücret Toplama Sistemi kurulum çalışmaları devam ediyor. Çalışmalar kapsamında teslimatı tamamlanan Romanovce istasyonunda sistem kullanıma girdi. Kalan altı istasyondaki kurulum ve altyapı hazırlık çalışmaları ise farklı aşamalarda devam ediyor. Bu yıl içinde tüm istasyonların teslimi planlanıyor.
Mart 12 2018 0
GÜNEYDOĞU AVRUPA ÜLKELERİ İŞ BİRLİĞİ SÜRECİ (EKONOMİ, ALTYAPI VE ENERJİ)

İstanbul’da 09-11 Mart 2018 tarihlerinde T.B.M.M ev sahipliğinde yapılan Güneydoğu Avrupa ülkeleri ‘’Ekonomi, Altyapı ve Enerji Genel Komitesi’’ toplantısında Makedonya Cumhuriyeti Meclisini temsilen TDP Milletvekili Dr.Yusuf Hasan katıldı.



Bu toplantıda gündemin başlıca maddesi olarak Güneydoğu Avrupa ülkeleri katılımcılarında ‘’Ekonomide İşbirliği Fırsatları’’ konusu teklif edilmiş ve bütün katılımcılar tarafından oy birliğiyle kabul edilmiştir. Bu hususta, GDAÜ Parlamenter Asemblesi’nin (SEECP PA) başlıca amaçlarından biri, katılımcılar arasında karşılıklı ve eşit işbirliği geliştirilmesine yardımcı olmak ve başlıca hedefler ekonomik ve ticari işbirliği olmuştur. 1990 yılından itibaren oluşan muazzam değişimler dikkate alınarak, Güneydoğu Avrupa İşbirliği süreci kurulmuş ve 1996 yılında faaliyete geçmiştir. GDA işbirliği süreci, bölgenin tamamında barış ve ilerlemeyi teşvik etmesi beklenen siyasal ve toplumsal istikrarı sağlamak ve ayrıca katılımcılarda karşılaşılan ekonomik sorunlara çözümler bulmak için, istikrar ve güvenliğin tesis edilmesi hedefi bir kez daha hatırlatılmıştır. Bu bakımdan, çağdaş batı ekonomileriyle kademeli bütünleşme ve serbest piyasa sistemlerine uyarlanma nihai amaçlardan biri olarak görülmüştür.



Dünyada, coğrafi yakınlığa ve karşılıklı çıkarlara sahip ülkeler arasında ekonomik bütünleşme çok önemli bir araç olarak kabul edilmekte, dolayısıyla istikrarlı siyasal ve sosyoekonomik ilişkiler kurma fırsatını yaratmaktadır. Gerçekten de, ekonomik bütünleşme, kaynakların etkili kullanımı yoluyla serbest ticaret faaliyetlerini kolaylaştırmakla kalmayacak, aynı zamanda bölgede halkın refahını arttırmak amacıyla işbölümü ve uzmanlık yaratacağı herkes tarafından kabul görmüştür. GDAÜ PA katılımcıları, hızlı ve önemli ekonomik değişimlerin yaşanmakta olduğu bir dönemden geçiyorlar. Dünya ticaret ve sermaye akımlarının esaslı büyüme gösterdiği bu dönemin itici gücü, piyasa ekonomilerinin küresel ekonomik sistemle gitgide daha çok bütünleşmesi, ticaret ve yatırımın serbestleşmesi ve teknolojinin gelişmesi asıl önemli hususlardır.

Bu doğrultuda toplantıya katılan herkes tarafından, bölgenin refahına esaslı katkı yapma potansiyeline sahip olan GDAÜ sürecinin başarısı ve kalıcılığı tüm katılımcılar için benzersiz bir fırsat olarak coşkuyla kabul edildiği görülmüştür.

Bu toplantıya Makedonya dışında, AK Parti Aksaray milletvekili Sn. Cengiz Aydoğdu ve AK Parti Konya milletvekili Sn.Ziya Altunyaldız’ın ev sahipliğinde, Slovenya, Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan, Romanya, Karadağ, Kosova, Bosna Hersek, Arnavutluk ve Hırvatistandan gelen milletvekilleri de katılmışlardır.
Şubat 13 2018 0
Hayat, bazen şans dolu olur.

Bazen, bir şans gelir.

Hayat sürprizlerle doludur. Bazen, O bize, bazen de, biz ona sürpriz yaparız. Şanslı ve sürprizli bir hayat düşünsenize, rüya mı gerçek mi ayırt edemiyor İnsan. Rüya gördüğümüzde bazen uyanmak istemiyoruz, bazen de uyanıp hiç uyuyakalmak istemiyoruz. Sürpriz, Rüya, Hayal, Şans... Hepsi bir ilüzyon gibi, ne varlığı belli, ne yokluğu belirsiz. Hayal etmek güzel de, gerçeği yaşamak başka bir zevk verir İnsan’a.

Makedonya Cumhuriyeti’nin Anayası’nın 73’cü (yetmiş üç) Maddesine göre, Parlamento’da milletvekillerin oy çokluğu ile ve vatandaşların 150.000 (yüz elli bin) imzası ile Anayasa değişikliği yapılabilir. Ama bu, bahsettiğimiz şanslara ve hayallere benzemez.

Makedonya Türkleri olarak, Makedonya Anayasası’nın değişikiğini, istesek de istemesek de referandum yapma, yada yapabilmek için, ne gücümüz, ne de sayımız var. Bu şartları dolduramadığımız için yine oyuna şans giriyor, yada tevafuk diyelim. İsmi her ne olursa olsun, hayat fırsatlarla doludur. Tabiki kullanmasını bilene! Bize bu fırsat ilk defa, Makedonya Sosyalist Cumhutiyet’i, Yugoslavya Sosyalist Federatif Devletleri’nden ayrılma kararı aldığında 17 Kasım, 1991 yılında, Makedonya Cumhuriyet’i kurulduğunda yeni Anayasa’nın yazılmasıyla bahşedildi. Malum o dönem biraz çetrefilliydi.

Genellikle siyasette olmak, devletin bürokrat yada üst kurumlarında bulunabilmek için YKP (Yugoslavya Komunist Partisi) karnesi olmazsa olmazlarındandı. İşte o zamanın Anayasası’nın yazılışının da kimler tarafında ve nasıl yazıldığını ve o Anayasa’daki bizlerin çıkarlarının nasıl korunup korunmadığı aşikardır. O dönemler dertlerimiz farklıydı. Bırakın partileri, acaba birlik olarak mı devam edelim, yoksa parti olarak mı kurulalım tartışmaları vardı. Dönemin Komünist hayranları birlikten yana, yeni Demokrasi hayranları ise partiden yanaydılar. Ağırlık yeni demokratlardan yana oldu ve birlik ismini çekerek, 27 Haziran 1992 yılında, Türk Demokratik Parti’si olarak adlandırıldı. Parti olmasına oldu ama Anayasa yazılmıştı ve yazılı olan Anayasa’ya göre her şey uygulanmaktaydı. Aynı yılda 1992, Anayasa’da iki düzeltme yapıldı, biri komşu ülkelere karşı toprak iddiasında bulunmamak diğeri ise komşu ülkelerin içişlerine karışmama idi. Yıllar ilerledikçe eksiklikler de göze çarpmaktaydı. 1996 yılına gelindiğinde ise Türk Demokratik Partisi’nde ilk defa, ağırlığını koyacak şekilde Makedonya Türkleri’ni ifade edecek bayrak tartışmaları vardı. O dönem bu konu tartışıldıktan sonra oylamaya koyulup, kabul edilmedi ve hepimizin bildiği gibi, o gün, bu gün, bizleri De Jure (yasal olarak) bağlamayan Türkiye Cumhuriyet’i bayrağını kullanmaktayız.

1998 yılına gelindiğinde ise Anayasa’da bir değişiklik daha yapılarak, mahkeme kararıyla gözaltı süresi 180 güne kadar çıkartılarak değişiklik yapıldı. Değişikliğin yapılmasından bir yıl sonra parti içindeki farklı bakışlar ve farklı vizyonların olmasından dolayı, 20 Ekim 1999 yılında, ikinci Türk partisi, Türk Hareket Parti’si (THP) kuruldu. Bundan sonrası ise 2001 yılını bekleyecekti. Gürleyen yıl 2001.

Makedonya Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana, Makedonya Anayasası’nda en çok değişiklik yapılan yılıydı 2001. İşte tam o yıl, bizim kaderimizi değiştirebilecek yıldı. İşte tam o yıl hayal, rüya ve şanslardan bahsettiğim yıldı. Bayrağımızın olmaması bizi o değişikliklerden de yoksun bıraktı. Bazılarınız diyecek ki bayrağımız var işte. Evet var. Var olan bayrak başka devletin bayrağı, o bayrakla bırakın savaşı, cendere bile çekmeniz için Türkiye Cumhuriyeti’nden izin almanız lazım. Ta o yıla kadar statümüz diğer azınlıklarınki gibiydi. O yıldan sonra yani OÇV (Ohri Çerçeve Anlaşması)’dan sonra artık Makedonya iki Milletli yola girmişti. Kazananı sorarsanız, belli ki Slav Makedonlar ve Arnavutlar. Bizler mi? Bizler kazanım yerine var olan statümüzü bile kaybettik. Çünkü ismimiz vardı ama kimliğimiz yoktu. Cebimizde başka kimlikle geziyorduk. Dedik ya, hayat sürprizlerle doludur.

O sürprizler bizleri ilerleyen yıllarda da şaşırtmaya devam etti. Bir ve iki yetmezmiş gibi karşımıza dimdik yeni doğan, ama eskilerden gelen başkanıyla beraber, 22 Mart, 2006 yılında üçüncü Türk partisi, Türk Milli Birlik Hareketi (TMBH) kuruldu. Halkı soracak olursanız, hiç sormayın. Halk dağılabildiğince dağıldı, oylarımız kayboldukça eridik. Eridikçe de bağdaş oturup yönetmek yerine Anadolu’dan yeni gelenlerin ağzına bakıp yönetilmeye razı olduk. Anadolu’dan gelenler ise kendi siyasetini yürütüyordu. Bitkin, yorgun ve yalnızlık dolu 90 yıldan sonra, bırakın yetimliğimizi hatırlamaları, onun yerine üzerimize sanki bizim yöneticilerimizmiş gibi davranış sergilemeye başladılar. Ne de olsa haklılardı, çünkü yanlızdık, yalnızlığımız yetmezmiş gibi, Bir’i üç parçaya böldük, bölerken de bölündük, bölündükçe gerçek düşmanları unutup, kendi kendimize saldırmaya başladık, saldırır iken de etrafımıza bakamaz olduk. Konuya şansla ve fırsatla başlamıştık.

Öyle ise bu haftalık yazımızı da şans ve fırsatla bitirelim. Yıl 2018, Makedonya Cumhuriyeti’nde yaşayan biz Türkler’e belki de birdaha gelmeyecek bir fırsat doğdu. Bir taraftan AB (Avrupa Birliği)’ne grime hedefimiz, bir taraftan komşumuz olan Yunanistan’la isim sorunu bu fırsatı bize yeniden yarattı. Gücümüz olmadığı kadar bu fırsat bize geldi çattı. Eğer ki, isim sorunu halledilirse, Anayasa denen sihirli kitap yeniden yazılacaktır. Sakın ola bu fırsat ayağımıza kadar gelmişken kullanmasını bilmeyip derin uykulara dalmayalım. Bu fırsatı kaçırır isek inanın ki bu sefer bizi ne (agırbaz) karabasan bazsa düzeltebilir, ne tarih, ne de gelecek nesiller affeder.

Uluslararası İlişkiler mezunu

Vakkass (Shtin) Ştin
Şubat 05 2018 0
Önüne bakmayanlar, önünü göremeyenler uzağı nasıl görebilir ki?

Biz ki sürekli başkalarının kurtuluşu için savaş veriyor, kendi savaşımızı unutuvermişiz!

Sürekli Türkiye Cumhuriyeti ile uğraşıp, gerçek Vatanımızı Makedonya Cumhuriyeti’ni unutmuşuz!

Asıl ve gerçek davamız olanı bir kenara itmiş, yolunu kaybeden arılar gibi birbirimize üzüşüp suyu bulandırmaktayız. Önümüzde olan tabağı itip hayal ettiğimiz tabağa doğru koşmaktan yorulmadık.

Gerçekleri görmeden yada görmezden gelip neyin savaşını verdiğimizi bile bilemez olduk.

Halbuki bizler nekadar özel olduğumuzu, eskiden de, şimdi de, kim olduğumuzu unutmuş olduk. Biz ki Büyük İskender’in, Romalılar’ın, Bizanslılar’ın, Hunlar’ın, Avarlar’ın, Peçenekler’in, Kumanlar’ın, Osmanlılar’ın, modern Avrupa’nın torunları, nedenli değerli, nedenli kaliteli, nedenli özgeçmişimizin olduğunu unutmuş, yolumuzun nereden başlayıp, nereye varacağını bilemez olduk. Bizler ki, sadece Allah huzurunda düğme bağlayan, İnsan’a, İnsan gibi yaklaşan, üstünlüğün sadece takvada olduğunu bilen. Ne oldu ki bize, kendimizi unutur olduk, başkasının yolundan yürüyüp kendi yolumuzu kaybetmiş olduk. Evet sevgili dostlar, kendi ayaklarımızla yürümediğimiz yoldan, nereye varacağımızı da bilemez olduk.

Zaman geri dönme zamanıdır, öze dönme zamanıdır, vatanımzın Makedonya Cumhuriyeti’nin kurtuluşu için çaba sarfetme zamanıdır. Kim olduğumuzu, niye var olduğumuzu, yolumuzun nereye varacağını gösterme zamanıdır. Biz,biz olalım, Türkiye Cumhuriyeti’ni kendi vatandaşlarına bırakalım, biz ise kendi vatanımızda Makedonya Cumhuriyeti’nde davamızı sürdürüp bizim her zaman buralarda olup hala var olduğumuzu ve sonsuza dek buraların bizim de olduğunu gösterme zamanıdır. Gerçek yoldan yürüme zamanı gelmiştir. Bu zaman geçmeden, büyük bir tarihi, büyük bir Millet’i yanlış yoldan yürütüp, uçuruma sürüklemeden, kollarımızı sıvayıp, el ele verip, doğru sonuca varmamıza durmadan ilerlememiz lazım. Bizim kurtuluşumuz sadece bizdedir. Biz, biz olalım, bir olalım, iri olalım, diri olalım, doğru olalım, yeniden parlayan ışıklı günleri görebilmemizin nedeni olalım.

Sürekli demagoji, sürekli karalama, sürekli iftira, sürekli aşağılama... Sizler (Bizler) nereye kadar böyle devam edeceğiz, nereye kadar birbirimizi yerden yere vuracağız, nereye kadar parçalanacağız... Zamanı geldi (1993) din kisvesi altında bürünüp, oylarımızı kendimize değil de ona buna (Arnavut siyasi partilere) dağıttık, zamanı geldi (2001) kendi Bayrağımız olmadığı için söz sahipliğimizi yitirdik, zamanı geldi (2010-2016) duruşumuzu, beraberliğimizi, gücümüzü sergileyemedik. Sürekli Dernek (STK) olduk ama Pazara (Millete) bir türlü varamadık, ulaşamadık, sürekli nekadar büyük olduğumuzu vurguladık ama (Türkiye Cumhuriyeti’nde) bir Arnavut lobisi kadar olamadık, hatta Slav Makedonu lobisi kadar bile olamadık. Sürekli gezi düzenledik, sürekli fotoğraf çektirdik ama bir türlü eğitim girişiminde veya isteğinde bulunamadık, bulunmadık. Sürekli onlar suçlu, sürekli bunlar suçlu, bir gün bile olsun sinemize çekilip kendimizin suçunu bırakın aramayı, kabullenmeyi bile istemedik.

Biz buyuz arkadaş. İstesek de istemesek de gerçekleri silemeyiz.

Sürekli kan kaybediyoruz, sürekli eriyoruz, sürekli hiçbirşey olmamış gibi davranıyoruz, hatta bu uykudan uyanmak bile istemiyoruz. Sizler (Bizler) eğitimde nekadar başarılı olduğumuzu bahseder iken, hala Türk dilini doğru dürüst telaffüz edemez olduk, Siyaset’te nekadar başarılı olduğumuzu anlatırken (Paramparça olup) hala birilerinin, ağzımıza koyduğu gemden ötürü ne isteyeceğimizi bile bilemez olduk. Bizim olanı ne aramayı, ne de bulmayı bilmez olduk. Strateji yoksunu, vizyon fakiri, misyon yetimi gibi, sonuca gelemez olduk.

Sizler (Bizler) kimiz arkadaş?

Bu soruyu sorma zamanı geldi ve geçmek üzere!

Gerçekleri görme zamanı geldi ve geçmek üzere, gerçek ihtiyaçlarımızın ne olduğunu araştırıp dile getirmek zamanı, birleşip güçlü olma zamanı geldi ve geçmek üzere, susma zamanı geçti, konuşmak zamanı çattı geldi arkadaş. Bu zamanı da boşa harcamayalım, yoksa bizi harcarlar, harcanıp yok oluruz arkadaş. Yok olmaktansa, kendimi bulmayı yeğlerim arkadaş.

Uluslararası İlişkiler mezunu:

Vakkass (SHTİN) Ştin
Ocak 30 2018 0
Temmuz 2017 tarihinden itibaren Makedonya Cumhuriyeti hükümeti tarafından, Makedonya meclisinde görüşülmesi, değerlendirilmesi, gerekirse değiştirgelerle değişikliğe gidilmesi ve en sonunda oylamaya sunulması açısından gönderilen ''Diller Yasası Teklifi" geçen süre içerisinde tarafımızdan gözden geçirilip değerlendirilmiştir.

Normal şartlarda Makedonya meclisinde yasa teklifleri Siyasal Sistem Komisyonunda tartışılırken bu yasa teklifi ilk defa Avrupa Birliği Komisyonunda görüşülmesi kararıyla, Makedonya meclisinde görüşülmeye başlanmıştı. Bunun ardından, muhalefet milletvekillerinin arasında;

-Anayasaya aykırı mı değil mi ?

-Avrupa Birliğinin öncelikli yasasımıdır/değilmidir ?

-Makedonca ve Arnavutça dışında, diğer azınlıkta olan halkların kullanmış oldukları anadilleri açısından herhangi bir ilerleme varmıdır/yokmudur ? derken,

" Diller Yasası Teklifi" Avrupa Birliği Komisyonunda görüşülmeye başlanması kararı alındı. İktidarda olan parti milletvekilleri, hatta Başbakan Zoran Zaev tarafından, bu " Diller Yasası Teklifi" doğrultusunda sadece Makedon ve Arnavut dilleri açısından değil, diğer azınlıkta olan %20 nin altında yaşayan halklar da bu yasadan faydalanacağı ve ana dilleri kullanımında iyileştirmeler yaşanacağı açıklaması gelmişti. Bu "Diller Yasası Teklifi" tarafımızdan gözden geçirilip değelendirildikten sonra, bu yasa teklifinde Makedon dili ve Arnavutça dışında, Makedonyada kullanılan diğer dillerin daha doğrusu Makedonyada yaşayan ve toplam nufusun %20 nin altında ki halkların ana dili kullanma şansları, Yerel Yönetimler Kanunuyla düzenlendiği bir kez daha tekrarlanmış olduğu dikkatimizi çekmişti. Bunu gözönünde bulundurursak sözkonusu bu yeni "Diller Yasası Teklifi" azınlıkta olan halkların ana dili kullanımını açısından hiçbir yenilik getirmediği kanısına varılmıştır.

Bu doğrultuda muhalefette bulunan azınlık milletvekili olarak bu yasa teklifinde bazı değişikliklerin yaşanması açısından, değiştirgeler sunmaya karar verdik.

Bu değiştirgeler:

1. Madde 4-2 : Makedonya Cumhuriyeti meclisinde Türk milletvekillerinin kendi anadilinde kürsüden hitap hakkına sahip olması.

2. Madde 18-1: Yeni kurulacak olan ‘’Dillerin Kullanımı Ajansı’’ dillerin kullanım standardizasyonunu belirlerken Türk dilinin de kullanımını gözetim hakkına sahip olması.

3. Madde 18-2: ‘’Dillerin Kullanım Ajansı’’ müdürü, M.C hükümeti tarafından değil, M.C meclisi tarafından seçilmesi.

4. Madde 18-3: ‘’Dillerin Kullanım Ajansı’’ kurumunda Makedon ve Arnavut dil uzmanları dışında, Türk dili ve edebiyatı uzmanlarına da istihdam sağlanması.

5. Madde 19-3: ‘’Dillerin Kullanım Ajansı’’ görevleri doğrultusunda Makedonca ve Arnavutça dışında Türk dilinin kullanımını ilerletme görevini de üstlenmesi.

6. Madde 19: ‘’Dillerin Kullanım Ajansı’’ Makedonca ve Arnavutça dışında Türk dili kullanımı ile ilgili öneriler ve teklifler sunmalı.

7. Madde 21: M.C hükümeti ve bu yasanın uygulanmasında sorumlu diğer kurumlar Makedonca, Arnavutça ve Türkçe dilinin kullanımı ile ilgili teşvik önlemleri alması.

Avrupa Birliği Komisyonun 3. gününde de öngörülen "Diller Yasası Teklifi" değiştirgeleri tartışması iktidar tarafından gündeme getirilmesi uygun görülmeyip tartışmaya açılmaması sonucu mevcut değiştirgeler hükmünü yitirmiş sözkonusu komisyondan geçmeyi başaramamıştı. TDP milletvekili olarak Makedonya genelinde ister yerel çapta ister merkezi çaptaki anadilimizin kullanımıyla ilgili teklif etmiş olduğumuz değiştirgeler gündeme getirilmeden bu komisyon tarafından reddedildi. Bunun sonucunda teklif edilen "Diller Yasası" hiçbir değişikliğe uğramadan Makedonya meclisinde salt çoğunlukla seçildi ve kısa süre sonra Makedonya Cumhurbaşkanı Gyorge İvanov tarafından veto kararıryla, görüşülmesi için tekrar M.C meclisine çevrildi . Bu günlerde onun yoğun tartışmaları yaşanmaktadır.

Geçen bu dönem içerisinde, Makedonya meclisinde "Diller Yasa Teklifi" tartışılırken, Makedonyada faliyet gösteren STK'lar özellikle MATUSİTEB yönetiminin, Anayasa Mahkemesi Üyesinin, Makedonyada artık "sığ siyaset yapmayalım" diyen bazı derneklerimizin, üniversitelerimizde ki mevcut akademisyenlerimizin konuyla ilgili hiçbir düşünce belirtmemeleri; Makedonya meclisinde bu önemli yasa teklifini görmemezlikten gelerek, konuyla ilgili açıklamada ve ya her hangi bir yorumda bulunmamaları, ilgisizlik içerisinde konuya seyirci kalmaları inanın beni hayretler içerisinde bırakmıştır. " Bu yasa neyin nesidir" " Bu yasa tasarısıyla Makedonyada yaşayan Türkler açısından bir gelişme olacak mı? " sorularını beklerken, hiç kimse tarafından bu yasa tasarısıyla ilgili bir açıklamanın da gelmemesi şahsen beni derinden üzmüştür. Bu ilgisizliği neye borçlu olduğumuzu anlamış değilim.

İktidar ortağı olan Türk partisi milletvekili de geçen bu sürede bu yasa tasarısının Türkler açısından iyi bir gelişme olduğunu, önümüzde ki dönemde Türk dilinin kullanımının genişleyeceğini beyan etmesi abesle iştigal olduğu görülmektedir. Bu mevcut yasa tasarısı sonucu Makedonyada yaşayan %20 nin altında ki halkların sözkonusu olan soydaşımızın anadilini kullanma hakkı sadece daha önce olduğu gibi YEREL ÇAPTA KULLANIM ile sınırlı kalacağı açıkça ortadadır. Yerel çaptaki anadili kullanımı ise daha önce mevcut olan sistemik ve 2/3 lik bir çoğunlukla oylanan YEREL YÖNETİMLER KANUNU yapısında 41. maddesinin öngörmüş olduğu " toplam nufusun %20 nin altında ki halkların ana dilinin resmileşmesi, yerel yönetimin ( belediyenin) konsey üyelerin çoğunluğunun almış olduğu bir kararla düzenlenmiştir".

Bu doğrultuda bizler ''ESKİ TAS ESKİ HAMAM''diyerek yolumuza devam ediyoruz.

Yerel çaptaki ana dilimizin kullanımı ile ilgili tartışma sürerken bazı milletvekillerin Belediye Başkanlarının ‘’iyi hali’’ gözönünde bulundurularak Türk dilinin Kırçova, Çayır, Gostivar, Studeniçan, Vrapçişte gibi belediyelerde resmileştiği konusu gerçeği yansıtmamaktadır çünkü bu belediyelerde bugün Türkçemiz resmiyet kazandıysa bu o belediyelerdeki iktidar olan siyasi partilerin TDP ile koalisyon yapması sonucu ve o belediyelerde ki bizim belediye konsey üyelerimizin yapmış oldukları başvurularla resmiyet kazanmıştır.

Sözkonusu olan bu belediyelerde Türkçemizin resmileşmesi, Türk bayrağımızın göndere çekilmesi, elde edilen istihdam ve diğer haklarımız, TDP Belediye konsey üyelerimizin üstün gayretleri ve bugün her nasıl ki hükümetin kurulmasında siyasi bir pazarlık varsa bu resmiyet aynı şekilde yapılan siyasi pazarlıklar sonucunda elde edilmiş bir hak olduğundan uçan kuşların bile haberi vardır.

Dolayısıyla sadece belediye başkanının ‘’ iyi niyeti’’ demiş olursak, hem 27 yıldır Makedonya siyasi sahnesinde faliyet gösteren, bugüne kadar elde edilen her şeyde katkısı bulunan TDP ye yazık etmiş oluruz hem de o belediyede TDP ye oy kullanan soydaşımızı görmemezlikten gelmiş oluruz. Bunu anlamakta zorlanan ve ya vurdum-duymaz tavırlar takınan bazı Türk siyasetçilerine alenen belirtmek ister, medyaya vermiş oldukları demeçler gerçeği yansıtmadığını bir kez daha hatırlatmak isterim.

kaynak:www.yenibalkan.com
Ocak 30 2018 0
Makedonya’da STK (Sivil toplum kuruluşları)’nın temeli olmadan çatısı olamaz

Bir gücü gerçek anlamda kullanmak istersek, o zaman gerçekten gücümüzün değerini bilmemiz lazım. Eğer ki gücümüz var ise, ama onu kullanmasını bilmez isek, o zaman, o güçten yoksunuz anlamına gelmektedir.

Bugün, Dünya’da üç büyük güç vardır:

• Siyasal sektör gücü

• Özel yada finansal sektör gücü

• Sivil toplum (STK) gücü

Öncelikle, gücümüzün farkına varabilmemiz için, köklerimizin sağlamlığına bakmamız lazım. Eğer ki, tohum sağlıklı ise ve verimli toprak üzerine ekili ise o zaman o tohumun bereket verme ihtimali vardır. Ama tohumun sağlıksız ve çürük olduğuna bakmaz isek o zaman sadece zaman kaybına uğramış olup, yeniden diğer baharı beklemeye mecbur kalırız. Toplumsal yozlaşmaya dur mu, yoksa toplumsal değişime evet mi diyeceğiz? Seçim de, karar da, bizim vereceğimiz cevaba ve atacağımız adıma bağlıdır. Değişim sürecinin doğal haliyle mi evrileceği, yoksa planlı değişim çabalarıyla mı doğru istikamete yol alınacağı, istediğimiz yere varmamıza bağlıdır.

Bugün Dünya’da, toplumsal değişimin en önemli aktörlerinden birisi, Sivil toplum sektörüdür (STK). Sivil sözcüğü, Latince “Civis” kökünden gelmekte olup “yurttaş veya kenttaş” anlamını karşılamaktadır. “Sivil Toplum” ise, Fransızca’daki “société civile”den gelmektedir. Bu kullanımlara dayalı olarak, sivil kelimesi, aslında, vatandaş yada vatandaşlık kelimesi ile eş anlamlı olmaktadır. Aristotel, hukuki olarak belirlenmiş bir idare (yönetim) sistemi içinde, eşit ve özgür olan vatandaşların oluşturduğu politik toplumu “Politike Koinonia” şeklinde kavramsal hale getirmiştir. Bu kavram daha sonra Latince’ye “Civilis Societas” şeklinde aktarılmış, Latince’den İngilizce’ye 1400’lü yıllarda “Civil Society” (Sivil Toplum) şeklinde çevrilerek kullanılmış ve günümüze kadar gelmiştir.

Hayal ile gerçeği birbirine karıştırmamak lazım ama hayal etmeden de gerçeğe ulaşmakta zorluk vardır. Aslına bakılırsa STK’ların ilk ve öncelikli adımı hayalidir, bu da demek oluyor ki Vizyon STK’ların olmazsa olmazı dır. Eğer ki kurulan yada kurulacak olan STK varsa muhakkak Vizyonu olması lazım. STK’ların Vizyonu baktıkları ve hayal ettikleri noktalarıdır. Bu hayal yoksa, neleri gerçekleştireceklerini bilemez olup, sadece adı var sanı yok durumuna düşebilirler. Dünya’yı sadece fethetme hayalin var ise fetihe yakınsın. Misyon ise kurulan hayalin, nasıl gerçekleştirilebileceği, faaliyetlerinin nasıl uygulanabileceği, diğer STK’lar ile nasıl işbirliği yapılabileceği, ayakta nasıl kalınacağı, yeni projeleri nasıl üretebileceği, ne tür politikaları etkileyeceği ve güvenirliğini nasıl sağlayıp koruyacağının gerçekleştirme aşamasıdır. Bunların gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini STK’nın Hedefi belirler. Aacaba çıkılan yolun sonuna gelindi mi yoksa yolda aksaklıklar mı oldu? düşünülen hedefe varıldı mı? Eğer hayal edilen firkir üzerine doğru dürüst ve prensipli çalışma yapılırsa, hedefin şaşma ihtimali az olacaktır yada hedefe tam isabet olarak varılmış olunacaktır.

Bunlara başlanılabilmesi için öncelik ve olmazsa olmazlardan biri Demokratik seçim ve katılım sürecidir. Demokratik seçim olsa bile, iyi yönetişim olmaz ise, ilerde büyük sıkıntılara gebe olacağı kesindir. Yapılanmanın şeffaf ve hesap verebilen yöntem ve çalışması yoksa o zaman başvuracağı fon ve yardımlardan, yoksun kalıp ayakta durabilme ve yönetmeye değil de yönetilmeye kapı aralayacağı kesindir. Gücümüzün farkına 2000’li yılların başlangıcında varmaya başladık. O dönemlerde Makedonya’da yaşayan Türk’ler kurdukları STK’ları, genellikle eğitime seferber olmuş ve statülerinin olmazsa olmazı olan eğitim için, çaba sarfedeceklerine inanmışlardı. Gayeleri, gayet ve net olarak Türk eğitimini, kültür, sanat ve dilini koruma altına alıp daha yüksek seviyelere getirmekti. Bunun gerçekleşmesi için muhakkak gücün birleşmesine ihtiyaç vardı. Sadece beraber el ele verir isek güçlü oluruz, misalinin uygulanmasına ilk adım, dönemin Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçi’si Mehmet Taşer’in inisiyatifi ile Anadolu Kalkınma Vakfı’nın destekleri ve Millennium STK’nun fikri ile daha da güçlü hale gelebilmek için çatı kuruluşuna ilk adım atıldı. 2002 yılının Aralık ayında ise 33 STK temsilcisi ile Anadolu Vakfı Üsküp merkezinde toplantı düzenlenip ilk adım atıldı. Umutla bakılan çatının kurulması için ilerleyen aylarda 2003 yılında birkaç toplantı daha düzenlenip 2003 yılının Mart ayında MATÜSİTEB kuruldu. Çatının kurulma amacı ve işlev görmesi gereken hususlar, Makedonya Türkleri’nin milli ve manevi kültürünü korumak, haklarını ve ortak çıkarlarını demokratik biçimde savunmaktı. Makedonya’da yaşayan diğer etnik gruplarıyla ilişkilerini daha da iyileştirilmesi, hoşgörü ve birlikte yaşamaya katkıda bulunmak gibi amaçlar doğrultusunda örgütlendi. Bu doğrultuda kurulan çatı örgütü daha güçlü yarınlar vaadiyle ve fikriyle, kabuk tutmuş yaralarımıza merhem olacağına, tüm Makedonya Türkler’i inanmıştı. Ama inanmak başka, yaşamak başka.

Üzerimize açılan şemsiye bizleri yağmurdan koruyacak yerde, hem kendini, hem şemsiyeye sığınmışları, hem de etrafındakileri ıslatmaktan başka bir işe yaramaz oldu. Üzerimize bez parçasından başka bir şey yoktu. Oysa şemsiyenin ana parçaları, şemsiyeyi şemsiye yapan parçalar elimizde yoktu. Kurumsallaşmadan ve profesyonellikten yoksunduk, şeffaflık ve hesapverilebilirlik dokunuyordu bize. Statümüz eğitimdi ama yaptığımız işler kurban kesmekti, statümüz kültürdü ama yaptığımız işler çay içmekti, statümüz hakları korumaktı ama çiğnemediğimiz hak kalmadı, statümüz sanattı ama sanatçısız sanat yeğlendi, statümüz demokrasiydi ama despotluktan vazgeçemedik. Bugüne gelindiğinde ise, 15 yıllık başarısızlığın hikayesi ve sonuçları: kravatlı başkanlar, facebooklu selfiler, sürekli dilencilik, maşallah-inşallah (dini sömürü), yalakalık, etik kurallarının çiğnenmesi, paylaşımların yandaşlara peşkeş çekilmesi, eğitimdeki sorunlara sessiz kalınması, düşman yerine dosta hakaret edilmesi, siyasi birlik yerine parçalara bölünülmesi, farklı bakış ve düşüncelerin yer bulamaması ve şimdi saymakla bitmeyen koskocaman 15 yıllık emeğin bereketsizliğine ulaşmaya başarıldı.

Bu başarısızlık hepimizindir.

Bizler dur demediğimiz takdirde, yenilenmediğimiz takdirde, gelişmediğimiz takdirde, hür olmadığımız takdirde, eğitim seviyemiz, kurumsallığımız ve profesyonelliğimiz yükselmediği takdirde, böyle 15’er yılların hiç bitmeyeceği kesindir.



Uluslararası İlişkiler mezunu

Vakkass (Shtin) Ştin
Ocak 25 2018 0

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem

Ocak 25 2018 0

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem

Ocak 25 2018 0

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem

Ocak 25 2018 0

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem

Sayfa 1 / 490

Üye Giriş

Fotoğraf

9B0E035E9AD0-1.jpg

Takip Et

Facebook

Twitter